Yaptıklarım, okuduklarım, seyrettiklerim, dinlediklerim, gezdiklerim …


Peter Brook’un yazdığı, Metin Balay’ın dilimize çevirdiği Yapı Kredi Yayınları’ndan çıkan “Açık Kapı – Oyunculuk ve Tiyatro Üzerine Düşünceler” adlı eseri okudum. Eserin özgün adı “The Open Door – Thoughts on Acting and Theatre” dır.

Peter Brook ile kısaca bilgi vereyim:

1927 Londra doğumludur. Oxford mezunudur.1971’de Paris’de Uluslararası Tiyatro Araştırmaları Merkezi’ni kurdu. Stanislavski, Meyerhold, Brecht, Artaud, Grotowski’den etkilendi. Açık sahne anlayışını geliştirdi. Çalışmalarını İngiltere’de “Royal Shakespeare Company”‘de, Fransa’da “Bouffles du Nord Tiyatrosu” ‘nda sürdürdü.

Önemli Oyunları:
1950 Measure for Measure with John Gielgud (Shakespeare Memorial Theatre)
1952 The Winter’s Tale with John Gielgud (Shakespeare Memorial Theatre)
1958 Titus Andronicus with Laurence Olivier (Shakespeare Memorial Theatre)
1962 King Lear with Paul Scofield
1964 Marat/Sade
1966 US an anti-Vietnam protest play with the The Royal Shakespeare Company, documented in the film Benefit of the Doubt
1970 A Midsummer Night’s Dream with John Kane (Puck), Jennie Stoller (Helena), Ben Kingsley and Patrick Stewart

Kitapları:
The Empty Space(1968).
The Shifting Point(1988).
Le Diable c’est l’ennui(1991).
There Are No Secrets (1993).
The Open Door (1995).
Threads of Time Recollections(1998).
Evoking Shakespeare(1999).

Eser 97 sayfadır. Fiyatı 9 YTL dir. Üç bölümden oluşmuştur:
Can Sıkıntısının Sinsiliği
Altın Balık
Hiçbir Sır Yok

Can Sıkıntısının Sinsiliği
Paris’ de 9-10 Mart 1991 tarihlerinde gerçekleştirilen bir atölye çalışmasının notlarından yararlanılmıştır.
Yazar “Boş Alan” kitabında anlattıklarını pekiştirmek için örnekler verir ve bu kitabının sonuçlarını bizlerle paylaşır.
Daha sonra tiyatro ile insan yaşamı arasındaki ilişkiyi açıklar. Yazara göre tiyatro dışındaki yaşamla, tiyatrodaki yaşam arasında fark yoksa, tiyatronun anlamı yoktur. Tiyatronun; dışardaki yaşamdan daha görünür, daha canlı, daha dokunaklı ve daha şiddetli olması gerekir. Bunun için uzamın küçültülmesi ve zamanın sıkıştırılması ile yoğunluk yaratılması gerekir. Sıkıştırma; gerçekten gerekli olmayan her şeyin kaldırılması ve gerekli olanların pekiştirilmesidir.

Yazar tiyatronun sahne, dekor, ışık, müzik, koltuk gibi ögelerle başlaması inancının yanlış olduğunu, gereken tek unsurun insan olduğunu, diğer ögelerin daha sonra düşünülmesi gerektiğini söyler.

Oyuncuların vücutlarını geliştirmesi gerektiğini, eğitilmemiş vücudun akort edilmemiş çalgı gibi olduğunu söylüyor. Akort edilen vücutta israfa yol açan gerilimler ve alışkanlıklar yok olur. Aşırı ve gereksiz hareketlerimiz ortadan kalkar. (Örneğin bende ellerimi aşırı hareket ettirme dürtüsü var. Buradan vücudumu eğitmem gerektiği; bir kez daha ortaya çıkıyor)

Yazar, oyun yönetmenlerine kendi tecrübelerinden faydalanarak bir çok tavsiyede bulunuyor. İran , Hindistan, Afrika gezilerinde yerel halkın düzenlediği oyunları seyredip, bunlar üzerine düşüncelerini belirtiyor.

Yazar, tiyatro üzerine çok çeşitli düşünceler verir. Neredeyse her paragrafta ayrı bir konu, ayrı bir düşünce açıklanır.

Ben, burada bu bölümün kısa bir özetini vermeye çalıştım. Ancak bu bölüm oldukça doyurucu bilgiler içeriyor ve tüm bilgileri burada vermem tabiatıyla imkansızdır.

Altın Balık
1991 Kasımında Kyota’da İnamori Vakfı ödül töreni nedeniyle yapılan konuşmalardan uyarlanmıştır.
Yazar, bu bölümde de tiyatro üzerine çok çeşitli düşünceler verir. Tiyatrodaki boş salonlarla ilgili durum değerlendirmesi yapıyor ve tiyatronun nelere sahip olması ve nelerden uzak durması gerektiğini söylüyor.

Hiçbir Sır Yok
1991 Kasım’ ında Kyota’da İnamori Vakfı ödül töreni nedeniyle yapılan konuşmalardan uyarlanmıştır.
Yazar, Shakespeare’in “Fırtına” oyununun sunma aşamalarını bize anlatır. Bu oyunun seçme amacını, prova öncesi hazırlıklarını, prova çalışmalarını ve tüm bu aşamalarda yaptığı arayışları bize tüm samimiyetiyle bildirir. Hatalarını ve bu hatalarından nasıl ders aldığını söyler. Bu bölüm, bilhassa tiyatro yönetmenlerine çok önemli dersler verir. Yönetmenin yaptığı iş bir zanaat işidir. Yönetmen çalışır ve dinler. Oyuncularının çalışmasına ve dinlemesine yardım eder. Oyun çıkma süreci bir karmaşa süreci değil bir gelişme sürecidir. Anahtar budur.

Bu eseri beğeniyle okudum. Eserde oyunculara, yönetmenlere çok önemli dersler var. Kendi adıma bu kitaptan çok şey öğrendim. Bulunmaz Tiyatro’daki oyun provaları Peter Brook’un tavsiye ettiği yöntemlerle yapıldığı için, kitabı okuduktan sonra Bulunmaz Tiyatro yönetmeni Hilmi Bulunmaz ile bu eseri tartıştığımda O’nun Peter Brook’dan etkilendiğini öğrendim. Oyun yazarı Coşkun Büktel tartıştığımdaysa, Peter Brook’un Türkiye’ye “Yönetmen Tiyatrosu” kavramını sokan kişi olduğunu ve Peter Brook’dan pek hazetmediğini öğrendim. Hilmi Bulunmaz ve Coşkun Büktel, Peter Brook üzerine birbirinden farklı düşünüyorlar. Tiyatroda, fizikte geçerli olan şöyle bir formül E=mC^2 yoktur. O yüzden tiyatroda tek bir doğru olduğu söylemek saçmalık olur. Fikirlerin çarpışmasından ortaya çıkan sonuç belki herkesi memnun etmeyebilir; ama asıl amaç seyircileri memnun etmek, değil midir? Yine fizikten bir örnek vereyim; fizikçiler tanecikleri birbirine çarpıştırıp, mikro büyüklükte maddelerin örneğin gravitonların yapısını anlamaya çalışıyorlar. Tiyatroda da fikirlerin çarpışmasından çıkan sonuçlar önemli olacaktır.

Herkese bu eseri okumalarını kuvvetle tavsiye ederim.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Etiket Bulutu

%d blogcu bunu beğendi: